deprem-korkusu-sismofobi

Bugün ülkemizde ne yazık ki sık sık konuşmak zorunda kaldığımız, hayatlarımızın bir gerçeği depremden bahsetmek istiyorum.

Korku duygusu, insan hayatının diğer bütün duygular gibi bir parçasıdır. İnsan, belirsiz veya negatif olarak yorumladığı, baş edemeyeceğini düşündüğü durumlar karşısında ortaya çıkan doğal bir cevaptır (Sevim, 2021). Canlılar, çevrede bir tehdit, tehlike, sakıncalı bir durum hissettiğinde korku duygusu harekete geçer. Bu duyguyu harekete geçiren olaylardan biri de doğal afetlerdir. Ülkemizde en çok karşılaştığımız, herkesin en az bir kere deneyimlediği doğal afet olan deprem; yarattığı maddi kayıpların yanı sıra en çok da manevi hasar ile insan hayatını etkiler. Her an, her yerde olabilir gerçeğinin yarattığı belirsizlik hissi ise, insanların bu durumu baş edemeyeceği bir tehdit olarak algılamasının en belirgin sebebidir. Bunların yanı sıra, ülkemizde sık sık tekrar edilen sorular göz önüne alındığında, ‘’Evlerimiz sağlam mı?, Ya binalar yıkılırsa? Gerçekten depreme hazır mıyız?, Depremin ne olduğunu, hazırlanmak için neler yapmalıyız?’’ vb., bu belirsizlik hissinin yarattığı korku cevabı da toplum ve bireyler için kaçınılmaz oluyor.

Korku tepkisinin sonuçları ne oluyor?

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, insanlara deprem hakkında ne hissettikleri sorulduğunda en sık alınan cevaplar çaresizlik, yoğun kaygı, korku, panik, sevdiklerini kaybetme korkusu, belirsizlik hissi, boşluk gibi tanımlamalar oluyor (Erkan vd., 2007). Bu kadar yoğun bir duygu karmaşası karşısında, ve özellikle de depremi günler öncesinden bilecek bir teknoloji eksikliğini bilmemek, afetlerin yerini zamanını bilmemek ve engelleyememek gibi sebepler de işin içine girince, insanlar kendilerini korumak için bazı savunma mekanizmaları geliştirir. Bu mekanizmaları çevrenize kulak kabarttığınızda günlük hayatta sık sık duyabilirsiniz. Örneğin kimi Twitter’da takip ettiği bir ‘’ profesörün ’’ depremi doğru tahmin ettiğini ve bu sayede hazırlık yapacak zamanı olduğunu iddia ederken, kimi sizi ve kendini evinin ne kadar sağlam olduğuna ikna etmek için sıkı bir uğraş verir. Kimi zaman depremin o kadar da yıkıcı olmadığını, bu konuda bu kadar endişe etmenin yersiz olduğu inkar mekanizmasını gözlerken, kimi zaman ise ‘’Kader, kısmet, yapacak bi şey yok.’’ Şeklinde söylemlerle dışsallaştırıldığını görürüz. Bunların hepsi, yaşanan korku duygusu ile başa çıkmak için, güven duygusunu hissetmek için bilinçdışında geliştirilen ve sosyal olarak kabul edilebilir savunma mekanizmalarıdır (Freud, 2018).

Peki, nedir bu sismofobi (deprem korkusu)?

Yüzlerce fobi arasından, sismofobi sismik tehlike bölgelerinde yaşayan insanlar arasında oldukça sık rastalanan, genellikle irrasyonel deprem korkusu olarak adlandırılır (Artinian, 1998). DSM5 (Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) Tanı kitabında spesifik bir başlık olarak yer almamasına karşın, toplumumuzda yaşanan travmatik deprem deneyimlerinden sonra bile çevremizde birçok insanda belirtileri gözlemleyebiliriz. Bu noktada bir ayrım yapmamızda fayda görüyorum; birçok kişi üzerinde kontrolü olmadığı doğal olaylarından korkabilir, örneğin bir şimşek çaktığında yerinden sıçrayan insanları sıkça görürüz, ancak burada ‘’fobi’’ şeklinde bahsettiğimiz sismofobide, günlük doğal işleyişe yansıyan yoğun bir kaygı, ve hatta günlük hayattan geri çekilmeye varan bir korku tepkisi ayırt edici özellik olarak karşımıza çıkar.

Sismofobi (deprem korkusu) nedenleri nelerdir?

Sismofobi, yani deprem korkusunun sebepleri için biraz da travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) şeklinde adlandırılan bozukluğun tanı kriterlerine atıfta bulunulmasında fayda görüyorum (Köroğlu,2014). Lisans eğitimim sırasında Üsküdar Üniversitesinde, çok saygı duyduğum hocam Dr. Mert Akcanbaş, bize Travma Psikolojisi dersini anlatırken şöyle bir cümle kurmuştu, (kelimesi kelimesine yazamazsam, sürç-i lisan edersem affola.): ‘’Travma her zaman birebir yaşanmışlıkla olmaz, bazen insanın birinin acısına şahit olması, bazen birinin acısına bir ekrandan maruz kalması bile travmatik deneyim için yeterli olur.’’ İşte bu cümle, afetler travmatik olaylar karşısında oluşan hislerin bir açıklamasıdır benim neznimde. Detaylandıracak olursak, depreme maruz kalmak, depremi birebir yaşamak başlı başına insanoğlu için tetikleyici bir sebeptir. İnsanların günlük hayatı büyük oranda tahrip olur, bazen sevdiklerini kaybetme korkusu yaşar, bazense gerçekten sevdiklerini kaybeder, güven ve güvenlik duyguları zedelenir; bunlarla birlikte maddi kayıplar yaşayabilirler. Bu durum, sismofobinin başlıca tetikleyicisi olabilir, ancak görünenin ötesine bakıldığında, bu duruma şahit olan insanlarda da travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete bozukluğu, yas gibi durumların görüldüğü daha önce birçok çalışma ile kanıtlanmıştır. O halde sismofobinin sebeplerinden biri, deprem sonrası afet alanında arama kurtarma gibi çalışmalara dahil olup, insanların acısına şahit olan görevli veya gönüllü insanların maruz kaldığı görüntüler, sesler, kokular da olabilir. Örneğin yapılan bir çalışmada, afet bölgelerinde çalışan fotoğraf muhabirlerinin %16’sının, travma sonrası stres bozukluğu tanısına uygun olduğu görülmüştür (Newman vd., 2003). Ayrıca, afet dönemlerinde bazen günlerce hatta bazen haftalarca, televizyonlardan, gazetelerden, radyolardan ve sosyal medya platformlarından enkaz ile ilgili haberleri görüyor ve duyuyoruz. Böyle haberler, depremi birebir hissetmemiş olan kişilerde dahi kimi zaman deprem korkusu geliştirmeye sebep oluyor. Bu insanların da, tıpkı yukarıda bahsedilen gibi çeşitli psikolojik bozukluklar geliştirmeye yatkın olduğu görülmüşür.

Sismofobinin (deprem korkusu) belirtileri nelerdir?

  1. Kişiler, deprem ile ilgili çok ilgili veya tamamen kaçınmacı şekilde ilgisiz olabilirler.
  2. Kişiler; deprem ile ilgili bir şey duyduğunda veya kendi aklına geldiğinde kaçma, saklanma, saklandığı yerden bir süre çıkmama gibi tepkiler verebilir.
  3. Çarpıntı, hızlı soluma görülebilir.
  4. Ağlama, çığlık atma gibi tepkiler görülebilir.
  5. Baş dönmesi, bayılma, mide bulantısı, baş ağrısı, ağız kuruluğu, titreme gibi fiziksel belirtiler görülebilir.
  6. Kapalı alanlara girmekten imtina edebilir, gitmek istediği yerlerin deprem güvencesini kontrol etmek isteyebilir, yolda yürürken dahi yanından geçtiği binaları kontrol edebilir.
  7. Herhangi bir deprem olması durumuna karşın kaçış yolu planlamak için normalin üstünde çaba harcayabilir, evini veya sevdiklerini güvenceye almak için anormal şekilde para harcayabilir.
  8. Davranışları obsesif- kompulsif bir hal alabilir. Gününün çoğunu depremi düşünerek, deprem hakkında konuşarak harcayabilir.

Kişinin günlük yaşantısı gözle görülür şekilde normal işlevselliğinden uzaklaşır. Bunların ek olarak, depreme direkt olarak maruz kalan, o anı yaşayan insanlarda görülebilecek belirtiler (Akcanbaş, 2021):

  1. Depremle ilgili sürekli meşguliyet, deprem ile ilgili kabuslar.
  2. Uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte güçlük.
  3. Yas, korku, endişe, kaygı, öfke gibi yoğun duygular.
  4. Ani sesler karşısında irkilme, sürekli yer sallanıyor hissi.
  5. Deprem anına dair hiçir şey hatırlayamama, şok durumu, hatırlayamama bağlı suçluluk hissi
  6. Her an daha kötü bir şey olacakmış hissi ile alarm durumda olma hali

Sismofobinin üstesinden nasıl gelinir?

Sismofobide yıkılan güven hissini inşa etmek, üstesinden gelme sürecinde atılacak en temel adımlardan biridir. Yaşanan olumsuz deneyim karşısında, bu elbette sancılı bir süreç olacaktır ancak kişinin kendini bunu yapmaya hazır hissetmesi yeterlidir. Bu süreçte özellikle aile ve sevdiklerden destek almak, onlarla duyguları paylaşmak, gerekirse bir deprem anında yapılabilecekleri kararlaştırmak, deprem çantası hazırlamak hissedilen korku ve kaygının azalmasına destek olabilir. Abartıya kaçmadan, gerçekçi bir hazırlık hissedilen güvensizlik hissi için atılmış işe yarar bir adım olacaktır. Duygulardan kaçınmamak, onları gerekirse bir profesyonel desteği ile hissetmek önemlidir, duyguların sesli olarak dile getirilmesi bakış açısını değiştirebilir.

Zor olabilir, ancak günlük hayat rutinini mümkün olduğunca devam ettirmeye çalışmak böyle bir durumda oldukça önemlidir. Dikkati farklı yerlere aktararak, deprem konusunda hissedilen kaygıyı zihinden bir süre uzaklaştırmak kişiyi sakinleştirecektir (Basoglu & Salcioglu, 2011).

Bu süreçte uyku bozuklukları yaşanabilir, normaldir ancak çözümsüz değildir. Bireysel olmakla birlikte, kişinin uyku haline daha rahat girmesine eşlik edecek bir aktivite bulunabilir. Bu örneğin bir spor, meditasyon, öykü dinlemek olabilir.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, sismofobiye eşlik eden çeşitli psikolojik bozukluklar da belirti kapsamında değerlendirilmelidir. Özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Anksiyete Bozuklukları, Obsesif Kompulsif Bozukluk açısından kapsamlı psikolojik değerlendirmeler iyileşme sürecinde önemli rol oynar. Yaşanan depremin üstünden 1 ay geçmesine rağmen kişi günlük hayata dönmekte zorluk çekiyorsa, uzman desteği almaktan çekinilmemeli. Gerekli durumlarda, psikiyatri desteği ile ilaç tedavisine başvurulabilir. Bu durumda, psikoterapi ile antidepresan tedavisi birlikte yürütülecektir. Özellikle psikolojik rahatsızlık riski diğerlerine kıyasla yüksek olan gruplar için hassas olunmalıdır.

Deprem, ne yazık ki, ülkemizin bir gerçeği. Coğrafya gerçekten kader midir bilinmez ama en azından kendimizi korumak bizim sorumluluğumuzda. Gördüğünüz üzere, hayatın gerçeklerinin, acılarının bize de ister istemez getirileri ve götürüleri oluyor; ancak bu durumda yılmadan, psikolojik sağlığımızı destekleyecek adımlar atmalıyız.

Yazan: Psikolog Beyzanur Yalçın

Kaynakça

  • Sevim, Ö. Ü. Y. (2021). KORKU SOSYOLOJISI.
  • ERKAN, N. Ç., SEÇİLMİŞLER, T., & BOŞDURMAZ, N. 35 Yıl Sonra Gediz Depremi: Depremin, Yaşayanlar ve İki Yerleşme Üzerindeki Etkileri. TÜBA-KED Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisi, (6), 139-149.
  • Freud, A. (2018). The ego and the mechanisms of defence. Routledge.
  • Artinian, B. L. (1998). Seismophobia: there is no loss worse than the loss of faith in the ground under us!. Saudi medical journal19(1), 84-85.
  • Köroğlu, E. (2014). Dsm-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı. Amerikan Psikiyatri Derneği, Boylam
  • Newman, E., Simpson, R., & Handschuh, D. (2003). Trauma exposure and post‐traumatic stress disorder among photojournalists. Visual Communication Quarterly10(1), 4-13.
  • Akcanbaş, M. (2021, February). Disaster and Trauma Psychology . Lecture, İstanbul; Üsküdar Üniversitesi.
  • Basoglu, M., & Salcioglu, E. (2011). A mental healthcare model for mass trauma survivors: Control-focused behavioral treatment of earthquake, war and torture trauma.
WhatsApp'tan Yaz!
Merhaba 👋

Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Aygül Sarıbay - Randevu Formu

    Terapi Tercihi:
    İletişim Yolu:

    İrem Ezici - Randevu Formu

      Terapi Tercihi:
      İletişim Yolu:

      Talia Edith Molina - Randevu Formu

        Terapi Tercihi:
        İletişim Yolu:

        Yağmur Sel - Randevu Formu

          Terapi Tercihi:
          İletişim Yolu:

          Batuhan Saç - Randevu Formu

            Terapi Tercihi:
            İletişim Yolu:

            Melis Yüceer - Randevu Formu

              Terapi Tercihi:
              İletişim Yolu:

              Eylül Ezgi Serül - Randevu Formu

                Terapi Tercihi:
                İletişim Yolu:

                Duygu Arıcan - Randevu Formu

                  Terapi Tercihi:
                  İletişim Yolu:

                  Şeyda Yazıcı - Randevu Formu

                    Terapi Tercihi:
                    İletişim Yolu:

                    Sinan Karaman - Randevu Formu

                      Terapi Tercihi:
                      İletişim Yolu:

                      Su Polat - Randevu Formu

                        Terapi Tercihi:
                        İletişim Yolu:

                        Burçak Özdemir - Randevu Formu

                          Terapi Tercihi:
                          İletişim Yolu:

                          Rahel Layiktez - Randevu Formu

                            Terapi Tercihi:
                            İletişim Yolu:

                            Talia Edith Molina - Randevu Formu

                              Terapi Tercihi:
                              İletişim Yolu:

                              Melis Kısmet - Randevu Formu

                                Terapi Tercihi:
                                İletişim Yolu:

                                İpek Aksoy - Randevu Formu

                                  Terapi Tercihi:
                                  İletişim Yolu:

                                  Başak Uygunöz - Randevu Formu

                                    Terapi Tercihi:
                                    İletişim Yolu:

                                    Fatma Girgin Kardeş - Randevu Formu

                                      Terapi Tercihi:
                                      İletişim Yolu: