Pandemi, Regresyon ve Gerçeklik

Hepimiz bu Pandemi süresince izole hayatlarımıza çekilmiş durumdayız. Sosyal iletişimi ve etkileşimi sanal platformlar üzerinden gerçekleştirmek üzerine zincirlendik.

pandemi regresyon ve gerceklik

Pandemide kaygıyı nasıl deneyimliyoruz?

Oldukça yaygın bir “gerileme/ regresyon” halindeyiz. Regresyon bir psikanalitik terim, insanın psikolojik ve duygusal işlevselliğinin daha olgundan (gelişmiş)  daha az olgun (gelişmemiş) aşamalarına geri dönmeye atıfta bulunur. Bu pandemi dönemin başlarında daha sık görülen, insanlarda kendilerine eziyet veren “zulüm kaygısı” yaygındı. İnsanlar zaman zaman zulüm görüyorlarmış gibi hissedebiliyorlardı.

Bu kaygı, genellikle insanların başvurduğu aktif kendilerini bilinçdışı savunma önlemidir. Çoğu kişiye baktığımızda paranoyakça sanrılar ve heyezanlar içerisine girişlerine şahit olduk, kendini kaybetmiş histerik bir şekilde hareket ettiklerini gördük. Bu histerik zeminde, semptomlar yaratmaya başladılar. Kendi bedenlerine karşı aşırı derecede yüksek bir hassasiyet ve farkındalık oluşturmaya başlardılar. Farkındalıklarının histerik sorusu ise şuydu: “Titreme, ateş, kuru öksürük vb. göstermeye başladıklarına dair herhangi bir işaret var mıydı, yok muydu ?”. Bu histerik belirtilerin yanında, insanlar obsesif kompulsif (saplantı-zorlantı) belirtiler göstermeye başladılar. Herkes aniden birbirine sosyal olarak tavsiye vermeye başladı, ellerini yıkamayı önerdi, sosyal mesafeyi koruyalım temastan kaçınalım dendi. Şimdiye kadar bu sıklıkta el yıkamanın patolojik olarak gösterildiği semptomlar ironik olarak bu gerçek kriz zamanında aklandı ve haklı görüldü.

Etrafımızdaki bazı insanlar önceki haftalarda daha fazla alarm durumundaydı, bazıları ise haftalar ilerledikçe daha fazla tetiklenmeye başladılar. Bunun sebebine dönüp baktığımızda aslında ölümcül tehlikeye sahip bir virüs ile kuşatıldık. Kendimizi karşısında korumak bu kadar zorken göremediğimiz bir zarar ve eziyet verici virüs karşısında evlerimize kapatılarak zulüm kaygısı çekiyoruz. Bu anksiyete karşısında, Freudyen yaklaşımla söyleyecek olursak, biz de genellikle anal ve oral regresyona uğruyoruz. Anal dönem meselelerini en iyi şekilde, bu dönemde ağzımızdan sıkça dökülen “tuvalet kağıdı” içerikli cümleler gösteriyor. Virüs karşısında kontrol kaybı yaşıyoruz, bu kontrolü yeniden antibakteriyel ürünlerle obsesif bir temizlik etrafında kazanmaya çalışıyoruz. Oral dönemi ise, aç kalma ve ihtiyaçların bitecek olması korkusu ile “yiyecek istifleme” gösteriyor. Diğer bir deyişle marketlere koşarak evlerimizin içinde stokçuluk yapıyoruz.

Gerçeklik şimdiki zaman ve gelecek zaman içinde yer değiştiriyor. Paranoid şizoid durumda regresyon gerçekleştiğinde zaman durmuş gibi bir algıya kapılıyoruz ve bu durum sonsuza kadar devam edecekmiş gibi donup kalıyoruz. Evlerimize sıkışmış ve sonsuza kadar buradan çıkamayacakmışız gibi tehlikeli bir durum haline gelebiliyor. Fakat şunu unutmamakta fayda var; pandeminin üstesinden geleceğiz ve son bulacak. Bu gibi kriz durumlarında gerçeklikten kopmamak ve umudumuzu kaybetmeyerek anda olmak önem arz ediyor çünkü zaman geçiyor, zaman geçtikçe herşey değişiyor. Pandemi de geçecek ve dönüşecek.. Geleceği düşünmeye, umudu kaybetmemeye ve normali yeniden yapılandırmaya ihtiyacımız var.

Alıntılanan Kaynak:

Prof. DON CARVETH

COVID 19: PSYCHOANALYTIC PERSPECTIVES

Regression, anal and oral. D to PS. Over- and under-paranoid. Bizarre objects: an invisible swarm of viruses. Hoarding toilet-paper?  Time,. Future. Hope.

Görsel: http://artsolation.com