psikanalitik-bir-bakisla-eyleme-dokme

Kaygı verici düşünce ve duyguların bastırılması terapi ortamında ve günlük yaşamda sıkça karşılaşılan bir durumdur. Kişi kendini korumak ve zarar görmemek adına içsel çatışmalarını, duygularını ve hatıralarını bastırır. Psikanalitik teori bu davranışları savunma mekanizmaları olarak ele alır. Savunma mekanizmaları basitleştirilmiş bir halde; ilkelden olguna uzanan bir düzlemde ele alınabilir. Olgun savunma mekanizmaları mizah, yüceltme, bilinçli bastırma, fedakârlık gibi deneyimler iken ilkel savunma mekanizmaları daha yıkıcıdır ve bilinçdışı düzeyde gerçekleşir. Eyleme dökme ilkel savunma mekanizmalarından sıkça karşılaşılan bir tanesidir. Eyleme dökme (acting-out) terimi, Freud’un kullanımıyla Almanca “agieren” kelimesine karşılık gelir. Agieren davranmak demektir. Analitik terapide, danışanın geçmişteki önemli bir olayı, duyguyu hatırlamak ve onu kelimelere dökmek yerine, bunu davranışlarıyla ifade ederek, canlandırarak ortaya çıkardığı direnç türüne eyleme dökme denir. Düşünce ve kelimelerin aracı rolünü kullanmadan dürtüsel hareket etme eğilimi dönemsel ve duruma bağlı olarak herkesin, her yaşta karşılaşabileceği bir durumdur.

Eyleme Dökme Nasıl Karşımıza Çıkar?

Eyleme dökme seans içinde olabildiği gibi günlük hayatta da her yaştan kişide karşımıza çıkabilir. Seans boyunda eyleme dökme olarak nitelendirebileceğimiz durumlar; düzenli olarak seansa geç kalma, tekrar tekrar ödeme yapmayı unutma, terapiste duyulan sebepsiz öfkelenme, terapisti taklit etme ya da onunla flörtleşme. Terapi dışında eyleme dökme davranışlarına örnek olarak, zarar veren tekrarlayıcı bağımlılıklar (alkol, madde), öfke patlamaları, düzenli olarak karşı tarafı suçlayıcı bir tutum takınma, sürekli erteleme davranışları, yalan söyleme ya da tekrarlayan aldatmalar gösterilebilir.

Terapide Eyleme Dökmenin Yeri

Eyleme dökme terapide çalışılması kıymetli olan bir konudur ve üzerine gidildikçe dirence karşı farkındalık kazanıldıkça bu eylemlere sebep olan çözümlenmesi gereken konular çalışılır ve gerginlik daha sağlıklı dışa vurulmuş olur. Sözlü olarak ifade edilemeyen davranışların danışan ve terapist ilişkisinde anlamlandırılması ve adlandırılması zor olabilir ama bir o kadar önemlidir. Bastırılmış anıların ve duyguların bilinç düzeyine çıkarılması yolunda hatırlamanın yerine bir direnç göstererek kişi bunları eyleme dökebilir. Eyleme dökülen davranışlar tekrarlayıcı ve düşünülmeden harekete dayanan doğasıyla daha da belirgin hale gelir. Hatırlanmayan şeyi tekrar tekrar eyleme dökme eğilimi ne kadar büyükse, analitik çalışmaya karşı direnç de bir o kadar büyük olur. Freud (1912) analitik terapi sürecinde bilinçdışındaki arzu ve çatışmaların çözümlenmesine karşı baskılamanın ve direncin eylem biçiminde kendisini göstermesinin doğallığına ve terapideki önemine vurgu yapar. Psikanalizin ilk zamanlarında eyleme dökme sadece terapi içinde ele alınırken zamanla tanımı genişletilerek seans odası haricinde de eyleme dökülen davranışlar tartışılmaya başlamıştır. Kavramın tanımının genişletilmesiyle sadece eyleme dökülen davranışın kendisini incelemektense hangi ortamda, kime karşı, nasıl eyleme döküldüğü de önem kazanmıştır.

Peki Kişi Neden Eyleme Döker?

Kişinin bilinçdışı çatışmaları, hatırlanamayan baskılanmış anıları ve yaşantıları, bastırılmış duyguları bilinç seviyesine çıkarak dillendirmek kolay olmayabilir. Bu süreçte kişinin yine bilinçdışı savunma mekanizmaları devreye girerek bu yaşantıların gün yüzüne çıkmasını engelleyerek bir bakıma kendini karşılaşabileceği zorlayıcı durumdan korumuş olur. Eyleme döküldüğünde ise, zorlantı dolaylı yoldan dahi olsa dışa vurulmuş dolayısıyla kişinin gerginliği azalmış olur. Eyleme dökme yukarıda da vurgulandığı üzere çok gelişmemiş bir savunma mekanizmasıdır, kişinin taşıyamadığı duygu ve düşünceleri yoğun yaşantılarda davranış yoluyla dışa vurması, püskürtmesi olarak da bahsedilebilir.

 

Kaynakça:

FREUD A. (1967). Acting Out – Opening Paper of Main Theme of the 25th International Psycho-Analytical Congress, Copenhagen, July 1967. Int. J. Psycho-Anal., 49, 165-170

FREUD S. (1914). Remembering, Repeating and Working-Through. SE, 12, 147-156.

Ponsi, M. (2012). The evolution of psychoanalytic thought: Acting out and enactment. Rivista Di Psicoanalisi, 653–670.

WhatsApp'tan Yaz!
Merhaba 👋

Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Yağmur Sel - Randevu Formu

    Terapi Tercihi:
    İletişim Yolu:

    Batuhan Saç - Randevu Formu

      Terapi Tercihi:
      İletişim Yolu:

      Melis Yüceer - Randevu Formu

        Terapi Tercihi:
        İletişim Yolu:

        Eylül Ezgi Serül - Randevu Formu

          Terapi Tercihi:
          İletişim Yolu:

          Duygu Arıcan - Randevu Formu

            Terapi Tercihi:
            İletişim Yolu:

            Şeyda Yazıcı - Randevu Formu

              Terapi Tercihi:
              İletişim Yolu:

              Sinan Karaman - Randevu Formu

                Terapi Tercihi:
                İletişim Yolu:

                Su Polat - Randevu Formu

                  Terapi Tercihi:
                  İletişim Yolu:

                  Burçak Özdemir - Randevu Formu

                    Terapi Tercihi:
                    İletişim Yolu:

                    Rahel Layiktez - Randevu Formu

                      Terapi Tercihi:
                      İletişim Yolu:

                      Talia Edith Molina - Randevu Formu

                        Terapi Tercihi:
                        İletişim Yolu:

                        Melis Kısmet - Randevu Formu

                          Terapi Tercihi:
                          İletişim Yolu:

                          İpek Aksoy - Randevu Formu

                            Terapi Tercihi:
                            İletişim Yolu:

                            Başak Uygunöz - Randevu Formu

                              Terapi Tercihi:
                              İletişim Yolu:

                              Fatma Girgin Kardeş - Randevu Formu

                                Terapi Tercihi:
                                İletişim Yolu: