psikoterapist-yasam-hikayesi-editoru-mudur

Yıllar evvel, 2017’nin Ocak ayında, bir dergide editörlük yapmaya başladığımda, İskender Savaşır’a editörlüğün nasıl bir şey olduğunu sormuştum; kendi yaptığı yıllarda nasıl tecrübe ettiğini merak ederek. Doğrudan, “İskender Bey editör olmak nasıl bir şey?” diye sormuşum. Soruyu sorduğumda günün son seansını bitirmiş, odadan yeni çıkmıştı. Soruma da “terapistliğe çok benzer” diyerek yanıt vermişti. O günden sonra bu konuda konuşmadık. Ama düşünmeyi kendi kendime sürdürdüm, “Nasıl yani? Ne anlamda benziyorlar?” diyerek.

Bu metinde İskender Savaşır’ın cevabını takip edeceğim, tartışacağım. Psikoterapistliğin editoryal süreçle ilişkisini değerlendirmeye çalışacağım. “Editör” ve “psikoterapist” tanımlarını kabaca kullanıyor olacağım.

Editör gelen metni okur, notlar düşer, yazana iletir. Bu döngü metni paylaşılabilir kılana kadar devam eder. Editör kimi zaman metnin duygusunu, okuyana ne yaptığını, hatta “okunmaya elverişli olup olmadığını”, diyalog kurmak isteyip istemediğini, metnin akışındaki dönüm noktalarını ve eğer yoksa bu dönüm noktalarına “ara başlık” – isim vermeyi öne sürer, önerir, söyler ve değerlendirerek yorumlar. Çoğunlukla, gördüklerini metinde kendisi düzenlemez. Metnin yazarı ve sahibi onu iletendir. Yeniden yazacak kişi de ta kendisi.

Sigmund Freud, 1896’da yazdığı 52. Mektup’ta hafızanın nasıl yeniden düzenlenmeye tabi tutulduğunu, yeniden yazıldığını söyler (Freud [1986] 2021). Yani hafızanın geçmişten müteşekkil bilgiler yığını olmadığını iletir. Anılar mutlak değildir, yeniden kurulur. Ancak belki, yeniden yazılması işlemini, her defasında alabildiğine benzer şekilde yazılmaya meyilli olarak düşünmek gerekir. Yani hafızanın yeniden kurulması, “yeni” olana bir direnci içeriyor olabilir. Yazarın kendisi metnine gölge edebilir. Böylelikle bir başka bakışa ihtiyaç duyulur.

Hafızanın yeniden yazılması işlemi, editörün yazarla çalışabilmesine de işaret eder. Yani hikâye düzenlenebilir, kendine has nitelikleri korunduğu ölçüde kartlar yeniden dağıtılabilir. Ama bu senaryo böylesine pirüpak ilerlemez. Bazı yazarların metinlerinde değişiklik yapmak istememesi gibi, bazı kişiler de psikoterapi sürecine değişmemek üzere başlayabilir. Ne dersiniz, olabilir mi? Bu durumu psikanalist Bruce Fink şöyle ifade eder: “Tabii ki hastalar gerçekten değişmek istemez!” B. Fink, hastaların-danışanların mevcut durumu koruyan bir yanının olduğunu söyler. B. Fink “Analistin-terapistin arzusu” kavramına doğru ilerlemek için yol yapıyor gibidir. Hastanın-danışanın iyiye gitme isteğini ve samimi değişme arzusunu gerçekçi bulmaz; çoğunlukla terapiyi bırakmak için bahane arayacağından bahseder (Fink 2016, 27-28). Bu, hikâyenin tekrarının düzenlenmeden sürmesi için bir çabayı içermektedir.

B. Fink’in yazdıklarını tartışmaktan çok, S. Freud’un tekrarın bir hatırlama biçimi olduğunu söylemesine dikkat çekebiliriz (Freud [1914] 2021). S. Freud, hastanın-danışanın tüm belirtilerinin terapi sürecinde tekrarladığını söyler. Denebilir ki, terapi sürecindeki hatırlama, kişinin yalnızca “bir şeyi hatırlaması” ya da “aklına bir şey gelmesi” değil, eyleyerek de tekrarlaması anlamına gelir. Psikoterapi bu bağlamda bir tekrarı kışkırtır. Yeniden sahnelemeye davetkâr bir ortam ve değiştirebilme imkânı sunar.

Diğer yandan, bir parantez açarsak, eyleyerek tekrar, kuşaklararası bir meseleyi de içerir. Yakınlarda son derece popüler olan kitapların başlıklarını hatırlayabiliriz: “seninle başlamadı…”. Öyle değil mi? Kitaplardaki temel görüş, yaşam hikâyesinin doğum ile başlamadığı yönünde. Bu, editöre gelen metnin “kaynakça” kısmıyla ilişkilidir. Metin okunur, ancak kaynağı görülmez. Yani yazar, ilettiği metnin bazı parçalarının nereden geldiğini, tabiri caizse kaynakçasını, doğrudan bilmez. Psikoterapi sürecini editöryal süreçle yan yana düşünürsek, terapiye başvuran kişi metninin kaynaklarını da bulma imkânına da sahiptir. Bu ancak tekrarlar üzerine düşünmekle, özdeşimleri fark etmekle kimi zaman da kişinin kendi adının izlerini takip etmesiyle mümkün.

İskender Savaşır’ın sözünün hikmetini aramayı sürdürüyorum. Editör hikâyeyi kelime ve cümle düzeyinde, metinlerarası düzeyde takip ederken, noktalamalara dair yorumunu da işin içerisinde katar. Noktanın, virgülün ya da iki noktanın kullanımına dair yorumlar yapar. Keza bazı noktaları soru işaretine çevirmeyi de önerebilir. Hikâyedeki cümleler değişir, kimi birleşir kimi de ayrılır. Nokta konsa da, “buraya bir cümle daha gerekir” der ve yarım kalan paragrafların çalışılmasını salık verir. Dolayısıyla editörün işlevinin terapistin işleviyle bu açılardan benzer olduğu söylenebilir. Noktalama eğer nerede duracağımıza, soluklanacağımıza, düşüneceğimize ve hatta hikâyeyi nasıl seslendireceğimize dair bir kılavuzsa, terapist-editör hikâyeyi bu bağlamda da çalışır. Eninde sonunda, editör bir yazının hikâyesini, terapist de yaşam hikâyesini çalışır.

Terapist ve editör bağlamındaki bu akıl yürütmeyi en önemli kısmıyla sonlandırabiliriz: Editörün en önemli rollerinden biri çalıştığı hikâyenin üslubunu ve farkını, “Yazarın tercihi” olan noktaları görebilmesidir. Bir diğer ifadeyle, metne Prokrustes gibi davranmayarak, kendine özgü tarafını koruyabilmesidir. Bu noktada, İskender Savaşır’ın psikanalize giriş derslerinde ifade ettiği ve seminer katılımcılarının çok sevdiğini hatırladığım bir ifadesi aklıma geliyor: “Yaşamdan nasıl zevk aldığını öğrenmeden o insanı anlamış olmazsınız.” Bu hassasiyet, bir hikâyeyi çalışırken onun kültürüne dair inceliği içerir. Böylelikle, düzenleme işine dair bir benzerlik kuruyoruz. Elbette, bu türden bir benzerliğin eksiği gediği vardır. Ancak bu ilk notlara ilişkin söyleyeceklerimi burada, “evet, terapist yaşam hikâyesi editörüdür.” diyerek sonlandırabilirim.

Yazan: Uzm. Psk. Batuhan Saç

Kaynakça

Fink, Bruce. Lacancı Bir Psikanalize Giriş. Çeviren Özgür Öğütcen. İstanbul: Encore Yayınları, 2016.

Freud, Sigmund. «HATIRLAMAK, TEKRARLAMAK VE DERİNLEMESİNE ÇALIŞMAK – (PSİKO-ANALİZ TEKNİĞİYLE İLGİLİ İLAVE ÖNERİLER II.» Çeviren Elif Okan Gezmiş. Psike İstanbul, 2021.

—. «Mektup 52 (1896).» Çeviren Şahin Ateş. Felsefe Sanat Psikanaliz, 2021.

WhatsApp'tan Yaz!
Merhaba 👋

Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Yağmur Sel - Randevu Formu

    Terapi Tercihi:
    İletişim Yolu:

    Batuhan Saç - Randevu Formu

      Terapi Tercihi:
      İletişim Yolu:

      Melis Yüceer - Randevu Formu

        Terapi Tercihi:
        İletişim Yolu:

        Eylül Ezgi Serül - Randevu Formu

          Terapi Tercihi:
          İletişim Yolu:

          Duygu Arıcan - Randevu Formu

            Terapi Tercihi:
            İletişim Yolu:

            Şeyda Yazıcı - Randevu Formu

              Terapi Tercihi:
              İletişim Yolu:

              Sinan Karaman - Randevu Formu

                Terapi Tercihi:
                İletişim Yolu:

                Su Polat - Randevu Formu

                  Terapi Tercihi:
                  İletişim Yolu:

                  Burçak Özdemir - Randevu Formu

                    Terapi Tercihi:
                    İletişim Yolu:

                    Rahel Layiktez - Randevu Formu

                      Terapi Tercihi:
                      İletişim Yolu:

                      Talia Edith Molina - Randevu Formu

                        Terapi Tercihi:
                        İletişim Yolu:

                        Melis Kısmet - Randevu Formu

                          Terapi Tercihi:
                          İletişim Yolu:

                          İpek Aksoy - Randevu Formu

                            Terapi Tercihi:
                            İletişim Yolu:

                            Başak Uygunöz - Randevu Formu

                              Terapi Tercihi:
                              İletişim Yolu:

                              Fatma Girgin Kardeş - Randevu Formu

                                Terapi Tercihi:
                                İletişim Yolu: