Anksiyete Bozukluğu Nedir? Genel Tanım ve Türleri
Anksiyete bozukluğu, bireyin günlük yaşamını olumsuz etkileyen, aşırı ve kontrol edilmesi güç kaygı, endişe ve korku durumlarıyla karakterize edilen bir ruhsal bozukluktur. Normal kaygıdan farklı olarak süreklidir, yoğun yaşanır ve sosyal, mesleki ya da akademik işlevselliği bozar.
2023 ve 2024’te yayınlanan epidemiyolojik araştırmalara göre, dünya genelinde her 5 kişiden 1’i yaşamının bir döneminde bir anksiyete bozukluğu yaşamaktadır. Türkiye’de ise farklı çalışmalar bu oranın
%17–20 civarında olduğunu göstermektedir. Özellikle COVID-19 sonrası dönemde anksiyete bozukluklarının görülme oranı %25’lere kadar yükselmiş durumdadır.
Anksiyete bozuklukları bir “şemsiye tanım”dır ve içine genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, fobiler, sosyal anksiyete bozukluğu ve obsesif-kompulsif bozukluk gibi alt türler girer.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir ve Kimlerde Görülür?
Yaygın anksiyete bozukluğu (YAB), sürekli ve kontrol edilemeyen endişe ve kaygı ile kendini gösteren bir psikiyatrik durumdur. YAB’da kişiler, günlük olaylar, sağlık, finansal durum veya gelecek kaygısı gibi konular üzerine yoğunlaşan düşüncelerle sürekli meşgul olur ve bu durum yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir.
Güncel araştırmalar, YAB’nin hem yetişkinlerde hem de ergenlerde yaygın olduğunu göstermektedir:
- Küresel prevalans: Dünya genelinde yetişkinlerin yaklaşık %5–6’sı yaşamlarının bir döneminde YAB yaşamaktadır.
- Yaş dağılımı: 18–35 yaş arası genç yetişkinlerde YAB daha sık görülmektedir. Ergenlerde de kaygı düzeylerinin pandemi sonrası belirgin şekilde arttığı gözlemlenmiştir.
- Cinsiyet farkı: Kadınlar, erkeklere kıyasla YAB yaşama konusunda daha yüksek risk altındadır. Araştırmalar, kadınlarda YAB görülme sıklığının erkeklerden yaklaşık 1,5–2 kat fazla olduğunu ortaya koymaktadır.
- Risk faktörleri: Genetik yatkınlık, stresli yaşam olayları, düşük sosyal destek, kronik hastalıklar ve kişilik özellikleri (ör. mükemmeliyetçilik, yüksek sorumluluk duygusu) YAB gelişimini tetikleyebilir.
Anksiyete Bozukluğu Belirtileri Nelerdir? Fiziksel Belirtiler
- Nefes darlığı ve hızlı nefes alıp verme
- Kalp çarpıntısı ve göğüs sıkışması
- Terleme ve titreme
- Baş dönmesi ve baş ağrısı
- Mide bulantısı ve karın ağrısı
- Uyuşma ve karıncalanma hissi
- Kas gerginliği ve kas ağrıları
Duygusal ve Bilişsel Belirtiler
- Sürekli endişe ve kötü bir şey olacakmış hissi
- Konsantrasyon güçlüğü ve dikkat dağınıklığı
- Sinirlilik, huzursuzluk ve depresif duygular
- Uyku bozuklukları (uykuya dalmada zorluk, sık uyanma)
- Gerçeklikten kopma veya kontrol kaybı hissi
Bu belirtiler, anksiyete bozukluğunun türüne ve şiddetine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, panik bozukluğu yaşayan bireylerde ani ve yoğun kaygı atakları görülürken, yaygın anksiyete bozukluğu olanlarda sürekli ve yaygın endişe hali hakimdir. Bu semptomlar, bireylerin işlevselliğini etkileyebilir ve profesyonel müdahale gerektirebilir.
Anksiyete Bozukluğu Testi: Belirtileri Ölçmek ve Farkındalık Yaratmak
Anksiyete bozukluğu, günlük yaşamı etkileyen sürekli kaygı ve endişe ile kendini gösteren psikolojik bir durumdur. Kendi kaygı düzeyinizi değerlendirmek için anksiyete bozukluğu testi uygulamak, farkındalık kazanmak ve olası riskleri erken fark etmek için önemli bir adımdır. Ancak unutulmamalıdır ki, bu testler yalnızca ön değerlendirme ve rehberlik amacıyla kullanılır; kesin tanı için mutlaka bir psikiyatrist veya klinik psikolog ile görüşülmelidir.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu Testleri
1. GAD-7 (Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu-7)
- Anksiyete bozukluğu testi arasında en çok kullanılan kısa ve etkili bir ankettir.
- Toplam 7 sorudan oluşur ve son iki haftadaki kaygı düzeyini ölçer.
- Puanlamaya göre anksiyete hafif, orta veya şiddetli olarak sınıflandırılır.
2. Hamilton Anksiyete Ölçeği (HAM-A)
- Klinik uygulamalar için geliştirilmiş bir testtir.
- Fiziksel ve psikolojik anksiyete belirtilerini detaylı şekilde ölçer.
3. Beck Anksiyete Envanteri (BAI)
- 21 maddeden oluşur ve anksiyete semptomlarının yoğunluğunu belirler.
- Hem klinik hem de araştırma amaçlı kullanıma uygundur.
Anksiyete Bozukluğu Olanların Yorumları: Deneyimler ve Çözüm Yolları
Panik Ataklar ve Anksiyete Deneyimi
Panik ataklar, anksiyete bozukluğunun en yaygın belirtilerindendir. Bireyler, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, baş dönmesi ve terleme gibi fiziksel belirtilerle birlikte yoğun korku yaşar. Panik anlarında ölüm korkusu hissetmek sık görülür. Panik atakların yönetiminde bilişsel davranışçı terapi ve profesyonel destek almak etkili yöntemler arasında yer alır.
Uyku Bozuklukları ve Kaygı
Anksiyete, uyku düzenini olumsuz etkileyebilir. Sürekli endişe ve yoğun kaygı, uykuya geçişi zorlaştırır ve uykusuzluğa neden olabilir. Düzenli uyku alışkanlıkları, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur.
Sosyal Kaygılar ve Günlük Yaşam
Sosyal anksiyete bozukluğu, bireylerin topluluk önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma veya grup etkinliklerine katılma gibi durumlarda aşırı kaygı hissetmesine neden olur. Bu durum sosyal ilişkileri ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Sosyal kaygıyı yönetmek için sosyal becerileri geliştirmek ve profesyonel destek almak önemlidir.
Deneyim Paylaşımları ve Destek Grupları
Anksiyete yaşayan kişiler, deneyimlerini paylaşarak yalnız olmadıklarını hisseder ve baş etme stratejileri öğrenir. Destek grupları ve terapiler, anksiyete ile mücadelede motivasyonu artıran önemli kaynaklardır.
Anksiyete Bozukluğu Tedavisi: Güncel Yöntemler ve Öneriler
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Farkındalık Temelli Yaklaşımlar
Bilişsel Davranışçı Terapi, olumsuz düşünce kalıplarını değiştirme ve kaçınma davranışlarını azaltma üzerine odaklanır. Araştırmalar, BDT’nin yaygın anksiyete, sosyal kaygı ve panik bozukluklarda kısa sürede belirgin iyileşme sağladığını göstermektedir.
Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi ve Kabullenme ve Kararlılık Terapisi, kişinin kaygı ile yüzleşmesini ve anı odaklanmasını destekler. Güncel meta-analizler, bu yöntemlerin BDT ile benzer düzeyde etkili olduğunu ve özellikle tekrarlayan kaygılarda semptomları azaltmada fayda sağladığını ortaya koymaktadır.
İlaç Tedavisi
Seçici serotonin geri alım engelleyiciler ve serotonin-norepinefrin geri alım engelleyiciler, anksiyete bozukluğu tedavisinde yaygın olarak kullanılır. Bu ilaçlar, beyindeki serotonin ve norepinefrin dengesini düzenleyerek kaygı ve panik atak sıklığını azaltır. Gerektiğinde kısa süreli kaygı giderici ilaçlar da tedaviye destek amaçlı eklenebilir.
Alternatif ve Tamamlayıcı Yöntemler
Meditasyon, nefes egzersizleri, yoga ve düzenli fiziksel aktivite, anksiyete semptomlarını düşürmede yardımcı olabilir. Beslenme ve uyku düzeni, kronik kaygı ile başa çıkmada önemli bir rol oynar.
Psikanalitik ve Psikodinamik Yaklaşımlar
Bu terapiler, kaygının kökenlerini, bilinçdışı çatışmaları ve çocukluk deneyimlerini anlamaya odaklanır. Uzun vadeli kişisel gelişim ve psikolojik içgörü kazanımında etkili olabilir.
Günlük Yaşamda Kaygıyı Azaltmanın Pratik Yöntemleri
Düzenli egzersiz, nefes teknikleri, sosyal destek ve stres yönetimi, kaygıyı azaltabilir ve günlük işlevselliği artırabilir. Semptom takibi yaparak hangi durumların kaygıyı tetiklediğini belirlemek, kişiye özel başa çıkma stratejileri geliştirmeyi kolaylaştırır.
Destek almak hakkında bilgi edinmek isterseniz, “Psikolojik Destek Yolu Olarak Psikoterapi“ başlıklı blog yazımızı https://www.butunpsikoloji.com/psikolojik-destek-yolu-olarak-psikoterapi/ buradan okuyabilirsiniz.