İstanbul, Şişli – Gayrettepe

Antalya

Terapi Hakkındaki 5 Yanlış İnanış – Klinik Psikologla Soru Cevap

İçindekiler

Terapi hakkında konuştuğumuzda, çoğu zaman terapinin ne olduğundan değil, ne sanıldığından konuşuruz. Henüz terapiye başlamamış kişilerin zihninde dolaşan beş yaygın inanışı Klinik Psk. Letisya Yancı’ya sorduk.

Bu yazıda öğreneceklerin:

  • Terapinin “sohbet”’ten ne yönden ayrıldığı
  • Terapistin rolünün gerçekte ne olduğu (ve neden tavsiye vermediği)
  • Terapide oluşan yakınlık duygusunun “bağımlılık” olup olmadığı
  • Krizi olmadan da terapiye başvurmanın anlamı
  • Terapiye başlamanın güç mü yoksa zayıflık mı olduğu

1. “Terapi sadece dertleşmektir” inancı doğru mu?

Terapi, sadece bir sohbet ya da dertleşme alanı değildir. Sadece dert anlatma ile sınırlamak, terapiye yüzeysel bir bakış açısı sunar. Psikoterapi, görünür olanın ötesine geçerek yüzeyin altındaki derin katmanları araştırır. Terapi, kişinin tekrar eden yaşam döngülerini fark etmesine ve bu döngülerin derinliklerini anlamasına yönelik alan açar. Anlatmak, sürecin önemli bir parçası olsa da esas hedef, sözcüklerin ardında saklı kalan anlamlara, bastırılan duygulara, unutulan anılara ve farkında olmadığımız tekrar eden döngülere ulaşmaktır. Özetle terapi, dertleşmekten daha derinlikli, dönüştürücü, profesyonel ve etik ilkeleri olan bir çalışmadır.

— Klinik Psk. Letisya Yancı

2. Terapist danışana tavsiye verir mi yoksa sadece dinler mi?

Terapist ne sadece dinler ne de tavsiye verir. Terapistin tavsiye niteliğinde direktifler vermek gerçekçi ve sağlıklı bir yaklaşım değildir; çünkü bu, kişinin kendi içsel süreçlerini keşfetme fırsatını sınırlar ve onu yalnızca terapistin bakış açısı ile sınırlı kılar. Terapötik ilişki, danışanın kendi iç dünyasını anlamasını, duygularını fark etmesini ve kendi kararlarını verebilme kapasitesini geliştirmesini destekler. Bu amaçla terapist, danışanın geçmiş hikayelerini, deneyimlerini, ilişkisel örüntülerini, duygularını, bugün yaşadıklarını dikkatle dinleyerek danışanın tekrar eden temalarını, dil sürçmelerini, sessizliklerini fark eder. Zaman zaman bir soru, zaman zaman bir yorum ile fark ettiklerini danışana sunar. Amaç, danışanın kendi yolunu keşfetmesidir. Psikanalitik süreci bir patikaya ya da yola benzetecek olursak, terapistin rolü bir yol haritası çizmekten ziyade, danışanın kendi haritasını keşfetmesinde bir eşlikçi olarak yanında durmaktır.

— Klinik Psk. Letisya Yancı

3. “Terapi bağımlılık yapar” düşüncesi gerçeği yansıtıyor mu?

Terapi, kişinin kendi içsel kaynaklarını keşfetmesini ve güçlendirmesini, duygularını fark etmesini ve kendi kararlarını verme kapasitesini geliştirmesini destekler. Terapi sonlandığında, kişi zorlayıcı bir duygu ile karşılaştığında artık kendi içsel döngülerinin farkındadır ve bunu, dışsal bir figüre ihtiyaç duymadan, kendi başına dönüştürme becerisine sahiptir. Bu durum, danışanı terapiye bağımlı kılmaktan ziyade özgürleştirir.

Ayrıca, süreç içinde, danışanın terapistten kopamama hissi ve yoğun güven duygusu zaman zaman söz konusu olabilir. Bu, bağımlılıktan ziyade aktarımsal bir durumdur ve ele alındığında, kişinin erken dönem ilişki deneyimleri ile ilişkilendirilebilir. Bu aktarımsal süreç fark edilip çalışıldığında ise kişinin özerkliği ve kendi başına hareket etme kapasitesi güçlenir.

— Klinik Psk. Letisya Yancı

4. “Sadece ciddi sorunları olanlar terapiye gelir” ifadesi doğru mu?

Psikoterapi, sadece yoğun travmalarda başvurulan bir alan değildir. Kriz yaşanmasa bile kişi, anlam arayışı, kendi hikayesini, duygularını, dinamiklerini ve hayatında tekrar eden durumları anlamak amacıyla terapiye başlayabilir. Terapi sürecinde derinleştikçe “ciddi olmadığı” düşünülen sorunların aslında bilinçdışında köklü dinamiklere sahip olduğu da fark edilebilir. Terapi, sorunun ne kadar ciddi olduğuna odaklanmaktan ziyade, danışanın kendini keşfetme, farkındalık geliştirme ve dönüştürme sürecine ışık tutmayı hedefler.

— Klinik Psk. Letisya Yancı

5. Terapiye gitmek güçsüzlük belirtisi midir?

Terapiye gitmek bir zayıflık, güçsüzlük belirtisi değil; değişim ve anlam arayışının güçlü bir yansımasıdır. Çünkü terapi, kişinin kendisiyle dürüstçe yüzleşmesini; bilinçdışı çatışmalarını, geçmişten taşınan zorlayıcı duygularını, bastırılmış anılarını ve tekrar eden ilişki kalıplarını güvenli bir ortamda keşfetmesini sağlar. Bu yolculukta bu alanlara temas etmek zaman zaman acı verici olabilir. Ancak tüm bunlara rağmen bu yola adım atmak, kişinin dönüştürme gücü ve cesaretinin göstergesidir.

— Klinik Psk. Letisya Yancı

Terapi hakkındaki yanlış inanışlar çoğu zaman süreci başlatmadan önce zihnimizde duvarlar örer. Bütün Psikoloji olarak, terapiyi bir “sihirli değnek” ya da bir “sohbet” olarak değil; kişinin kendi iç dünyasını anlama, fark etme ve dönüştürme sürecine eşlik eden, bilimsel temele ve etik ilkelere dayalı bir çalışma olarak görüyoruz. Terapiye başlamayı düşünüyor ya da süreç hakkında merak ettikleriniz varsa, ekibimizden bir klinik psikologla tanışma görüşmesi planlayabilirsiniz.

Yazar: Klinik Psk. Letisya Yancı

Diğer Yazılarımız

Terapi süreci, çoğu kişi için aklındaki ilk soru ile başlar: “Acaba bu konularda terapi gerekir mi?” Sonrasında doğru terapisti seçmek, ilk seansta

Anksiyete Bozukluğu Nedir? Genel Tanım ve Türleri Anksiyete bozukluğu, bireyin günlük yaşamını olumsuz etkileyen, aşırı ve kontrol edilmesi güç kaygı, endişe ve

Yeme davranışlarında ortaya çıkan değişimler çoğu zaman yalnızca fiziksel değil, duygusal bir mesaj taşır. Çocuğunuzun yeme biçimi; kaygı, stres, baskı, öz-değer kırılganlığı

Çift Terapisi Nedir? Çift terapisi, romantik ilişkilerde yaşanan iletişim, güven, bağlılık, çatışma ve uyum sorunlarını ele alan bir psikoterapi türüdür. Bilimsel olarak,

Instagram