Nasıl Bağlan(am)ıyoruz?

Bağlanmak ya da bağlanamamak; her zaman ilişkilerimizin temel konularından biri olmuştur. Bağlanmak ne demek? biraz bunu açmakta fayda var. Bağlanmak, bir kişiyle/nesneyle bir bağ kurmak, içten yakın bir duygu hissetmek ve onun yokluğunda onu aramaktır aslında. Bağlanma gerçekleştiği zaman artık o kişi (ya da daha farklı bir şey de olabilir) bizim için hayatımızda olmadığında yokluğunu […]
Kendine Yabancılaşma, -Mış Gibi Kişilikler

-Mış gibi kişilikler, olmak istedikleri gerçek halleri çevrelerine uymadığında, onlara uygun başka bir kişilik yaratırlar. -Mış gibi kişilikler çevreleriyle oldukça uyumlu oldukları için yeterince fark edilmeyip ihmal edilen fakat klinik müdahale gerektiren bir bozukluktur. Psikanalist Helen Deutsch çalışmalarını kadın psikolojisi üzerine yoğunlaştırmıştır ve deneyimleri sonucunda ‘-mış gibi kişilik’leri fark etmiştir. Deutsch bu kişilikleri şöyle tanımlar; […]
Hayattan Keyif Al(ama)mak

Hepimize en az bir kez uğramış olan hayattan keyif alamama durumunu farklı bakış açılarından ele alacağım. Hayattan keyif alamamanın; hastalık boyutunda, hayatın akışında, duygularımızda ve çağımızda nasıl karşımıza çıktığını anlamlandırmaya çalışacağız. Depresyon Bağlamında Anhedoni olarak bilinen; önceden keyif alınan etkinliklere karşı ilgisiz olma ve neredeyse tüm etkinliklerden zevk almama hâli, depresyonun temel belirtilerindendir. Hayattan zevk alamadığımız her dönemi […]
Anne Olmaya Uyum Sağlamak

Yeni Anne Olmak Anne olmanın güzel ve olumlu tarafları, yaşanabilecek zorlukların çok az olacağını düşündürebilir. Ancak bebek doğduğunda; durumlar bazen düşünüldüğü gibi yolunda, huzurlu ve mutlu mutlu gitmez. Doğum sonrasında yeni bir anne, duygusal dalgalanmaları çokça yaşar. “Bana kimse bundan bahsetmemişti!?” diye cümleler kurulabilir örneğin. Oysa bir bebeğe alışmak, onun da annesine alışması; üzüntünün, gözyaşlarının, kaygının, […]
Durulmayan Bir Kafa: Bipolar Bozukluk

Hepimiz hızla artan dijitalleşmeden ötürü gün içerisinde çok fazla görsel ve işitsel uyarana maruz kalabiliyoruz. Bu uyaran fazlalığı da duygularımızı, enerjimizi ve düşüncelerimizi etkileyerek gün içerisinde çok fazla ve birbirinden farklı duygular hissetmemize sebep olabiliyor. Fakat bazılarımız için durum biraz daha karışık. Bipolar Bozukluk, diğer adıyla iki uçlu duygudurum bozukluğu tam olarak bu karışıklığa işaret […]
Sosyal Kaygı Bozukluğu: Sebepleri, Belirtileri ve Tedavisi

Yaşamın birçok alanında insanlarla ilişki kurmamız gerekir ancak bazılarımız için sosyal alanlarda ilişki kurmak oldukça zorlayıcı bir süreçtir. Kimi daha hafif düzeyde yalnızca kalabalık önünde veya otorite figürlerinin karşısında konuşmaya yönelik korku ve kaygı duyarken kimileri de hemen hemen her sosyal etkileşimin olduğu alanlarda (market alışverişi, taksi yolculuğu, banka işlemleri, yol tarifi sormak, garsonlara sipariş […]
Tükenmişlik Hissi: Kendimize Yeni Bir Ben Lazım Olduğunun İşareti

Hayatta bir şeyler olağan haliyle ilerlerken bir anda büyüsü kaçmış, rengi solmuş gibi hissettiğiniz oldu mu? Her şey yerli yerinde dururken sizin bu durumdan rahatsız olduğunuz ve ruhen orada olmadığınız bir zaman? Elbette ki bunlara benzer hisleri daha önce hissetmiş olmanız muhtemeldir ve normal bir durumdur. Fakat bu normalliği biraz irdelemek hiç deneyimlemediğimiz yeni bir […]
Kaygının Meydanında: Agorafobi

Agorafobi Nedir? Agorafobi, Eski Yunanca’ da pazar yeri anlamına gelen agora ve Türkçeye korku olarak çevrilen phóbos sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır. O halde agorafobiyi, kaçmanın mümkün olmadığına inanılan durumlardan/yerlerden kaçınma isteği ve buna bağlı olarak yaşanılan kaygı şeklinde tanımlayabiliriz. Agorafobinin Belirtileri Nelerdir? Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’na (DSM-5) göre Agorafobide: Endişe ve korku yaşanmaması için kişiler; durumlardan kaçınabilir, […]
Anoreksiya Nevroza ve Zamanı Durdurmaya Dair

DSM-51‘teki 8 yeme bozukluğu kategorisinden biri olan Anoreksiya Nevroza; zayıf ve ince bir bedene sahip olma arzusu nedeniyle kilo alma korkusu ve bu korkunun yol açtığı kendine özgü yeme tutumları ile semptom gösteren klinik bir tablodur. DSM-5’teki tanımına göre “gereksinimlerine göre kalori alımını kısıtlama tutumu” olarak genellenebilecek bir takım eylemle karakterize bu hastalığa sahip kişilerin […]
Zinciri Kırmak: Şemalarımızı Anlamak

Kendinizi, istemediğiniz bir döngünün içinde bulduğunuz anlar oluyor mu? Neden hep benim başıma geliyor cümlesi size sık sık uğruyor mu? 1980’lerin ortasında Jeffrey Young ve Janet Klosko, bu soruları anlamlandırmak için şema terapisini oluşturdular. Şemanın Tanımı Başlangıcını çocukluk deneyimlerimizin oluşturduğu şemalarımızı; hayatımız boyunca tekrar eden, hiç de iyi niyetli olmayan hissetme ve düşünme kalıpları olarak tanımlayabiliriz. Örneğin […]
Duygusal Olarak Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları Üzerine

Hepimiz hayatımızda zaman zaman anlam arayışıyla, varoluş krizleriyle ve boşluk hissiyle mücadele ederiz. Fakat bunun kronik bir hale geldiğini hiç düşündünüz mü? Çoğunlukla depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları üzerine konuşuyoruz ve belki de psikoloji bilimini hep bunlar üzerinden değerlendiriyoruz. Peki ya bir insan olgunlaşmamış ebeveynlerin çocuğu olarak büyürse en başta saydığımız durumlarla ve fazlasıyla kronik olarak […]
Rüyalarımız Bize Ne Söyler?

Düşlerin yorumu, yıllar boyunca insanların yoğun uğraşlarına maruz kalmıştır. Tarihe baktığımızda krallar, imparatorlar, padişahlar rüyalarını yorumlatır ve rüyalarının anlamlarına göre hareket ederlerdi. Günümüzde ise insanlar rüya gördüklerinde birbirlerine anlatır üstüne konuşur, internete yazıp “tabirini” öğrenmeye çalışırlar. Psikanalitik yönelimli terapi yapan terapistler için ise rüyalar terapinin en önemli malzemelerinden biridir. Bizlere göre kişinin gördüğü rüya kişinin […]
Ergenliğe Eşlik Etmek

Çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecinde bedensel ve ruhsal bir dizi değişimle karakterize olan ergenlik bireyin sağlıklı olduğunun en önemli göstergelerindendir. Ergenlik, gelişim çizgisinin kaçınılmaz ve kritik bir parçasıyken günlük dilde ve hatta ergen gruplarında bu evreye dair ad ve sıfatların birer hakaret ve aşağılama ifadesi gibi kullanıldığına şahit oluruz. Bu evreye dair en bilgili olanlarımız dahi […]
Terapide Sessizlik

Her terapi yaklaşımında olan sessizlik özellikle analitik terapilerde oldukça anlamlı olarak görülebilecek araçlardan bir tanesidir. Terapi sürecinde kelimelerle anlatılanlar gibi sessizlik de kabul edilmektedir. Danışanın ruhsal gelişimi sessizlikle birlikte terapist ve danışanın bilinçdışı süreçlerinde gerçekleşen bir iletişim yoluyla olmaktadır (Olinick, 1982). Terapistin Sessizliği Terapistin seansın başında sessiz kalarak danışana alan açması sessizliğin terapide ilk kullanıldığı […]
Tekrar Zorlantısı

‘‘Fareler ve insanlar arasındaki fark şudur: Fareye labirentin sonunda elektrik çarparsa, onu bir daha o labirente sokamazsınız’’ (B.F. Skinner, 1959) Bazı insanlar geçmişte deneyimlediklerine benzer olaylar, benzer ilişkiler yaşarlar. Freud, insan haz doyumu gerçekleştirmiyorken yaşamı boyunca niçin benzer örselemeleri tekrar tekrar yaşamaya yönelir? Sorusunu ‘‘tekrar zorlantısı’’ kavramı ile açıklamıştır. Kişi, başına gelen travmatik olayı bir şekilde […]
Ölüm ve Ölüm Kaygısı Üzerine

Yalom’un “başka hiçbir şeyin yapamadığı şekilde başımıza bela olur, yüzeyin altında sürekli homurdanır” dediği ölüm korkusu; ölümlülüğümüzle kaçamamacasına yüzleştiğimiz bugünkü gibi afet sonrası zamanlarda kuvvetle yüzeye çıkan ve daha açık bir yerden bizi tedirgin eden bir hale bürünebiliyor. Öyle ya, diğer zamanlarda bir şekilde bertaraf veya inkar ettiğimiz, kimi riskli davranışlar, tehlikeli sporlarla bir bakıma […]
Sosyal Fobi Üzerine

Psikanaliz ve Fobi Fobiler günlük yaşantımızda karşımıza farklı şekillerde çıkabilirler: agorafobi, hayvan fobileri, sosyal fobi, yükseklik, karanlık…Peki, hayatımıza birbirinden oldukça farklı yansıyan fobilerin ortak özellikleri nelerdir? Fobileri kaygı ve korkuyu birbirine bağlayan bir köprüye benzetebiliriz. Kaygının kaynağı bir iç tehdit iken, korkunun kaynağı dışarıdadır. Fobide ise kişinin iç dünyasında tehdit ve kaygı yaratan unsur simgeleştirilir […]
Psikanalitik Açıdan Öteki ve Ötekileştirme

Ötekine Duyulan İhtiyaç İnsan dünyaya geldiğinde çaresiz, kendine yetemeyen ve ötekine muhtaç bir halde başlar. Anne ve bebek birbirine yabancıdır; dolayısıyla bebek için ilk öteki annedir. Winnicott (1965), bebeğin annenin yüzüne baktığında onun bakışlarında kendisini gördüğünü, annenin bakışlarından yansıyanla kendi varlığını deneyimlemeye başladığını söyler. Dolayısıyla kişi, doğduğu andan itibaren ötekine ihtiyaç duyar. İlk annenin bakışlarında […]
Ergenlikte Ötekiyle Karşılaşma

Kimimiz ergenliği ilk aşkı, ilk hayal kırıklığı ile hatırlarken kimimiz de kapıların çarpıldığı, isyan bayraklarının çekildiği çalkantılı bir dönem olarak hatırlar. Kuşkusuz bu çalkantılı dönemin en belirgin özelliği değişimi, dönüşümü mümkün kılan bir zemin yaratmasıdır. Çocukluktan ayrılmayı, yeni bir cinselliği, farklı sosyal ilişkileri içinde barındırır. Peki, bu dönüşüm sürecinde kapanan ve açılan kapıların ardında ergenin […]
Kayıp Umudun İzinde: Kolektif Yas

Şu aralar pek çoğumuzun zihni ya çok dolu ya da bomboş. Düşünecek, baş edilmesi gereken çok şey var; sıralaması, ilgilenmesi, anlamlandırması zor olan; kalabalık bir gürültü gibi belki kafamızın içi. Ya da belki yoğun bir sis var; düşünce yok, çağrışım yok, anımsamak güç, “kafamızda bir tuhaflık” hali… Duygularımız için de benzer bir zıtlık var kuvvetle […]